8 Eylül 2010

Topi artık benimle

Temmuz başında Topi Hanımefendi artık tamamen benim yanıma taşındı ve böylece sadece haftasonu görüşmelerimiz sebebi ile oluşan hasret ve özlem bitmiş oldu. Topi için kocaman bir kafes imal ettik (ki bu kafesin yapımı ile ilgili özel bir bölüm sayfaya yazıp ekleyeceğim) ve Topi'yi son defa veterinerine götürüp check-up ını yaptırdıktan sonra benim evime getirdik.

Yeni bir ev, yeni bir kafes onun için çok büyük değişiklerdi ve bu süreç onun için oldukça stresli olabilirdi, ancak beklemediğim bir hızla (sanki 40 yıldır orada yaşıyormuşçasına) krallığını ilan etti.

Mühendislik harikası kafesi içinde Topi Hanımın ilk dakikaları:



İlerleyen günlerde iyice rahatlamış şekilde evde serbestçe gezip sefa yaparken:



Daha laubali fotoğrafları bilahare yükleyeceğim :o)

29 Ağustos 2010

Church of the Cosmic Bunny

Church of the Cosmic Bunny

"Find your inner bunny" bölümüne koptum. İçim dışım tavşan olmuş zaten, "inner"ı kalmadı, yakında kulaklarım çıkacak :)

18 Ağustos 2010

Disapproving Rabbits



Tavşanını benim kadar çok seven ve komik bulan bir tavşanseverin projesi: Disapproving Rabbits, yani 'onaylamayan tavşanlar'.

Tavşanların suratına belirli bir açıdan bakarsanız ifade böyle yorumlanabilir: tamamen kınayıcı ve kesinlikle onaylamayan bir tavır. Gözlerdeki hafif küçümser kısıklık, dudaklarda memnuniyetsiz bir eğim, yanaklar ve gıdının poziyonundaki ağır ve dolgun hava. Özetle "hıh!" diyorlar, memnun değiller ve biz zavallı salak insanları kınıyorlar. Topi de bana böyle bakar bazen. Aman da aman, çok üzüldüm derim ben de :o) Uygun bir poziyonda fotoğraflarsam hemen bu blogu hazırlayana gönderiyorum: you have been disapproved from Istanbul! hah!

Disapproving Rabbits Blog
Orjinal sayfa
Yayınlanmış kitabı

1 Haziran 2010

28 Mayıs 2010

Pako'nun sayfasından

Amanın! Evcil tavşan bakımı ile ilgili küçük ama yararlı Türkçe bir bilgi paylaşılmış bir yayın organında. Nasıl olmuş hayret! Yoksa tavşanlar hakkettikleri ilgiyi sonunda görecekler mi? Keşke! Keşke evcik tavşan bakımı kitapları yazılsa/yayınlansa, websiteleri hazırlansa, her petshop'da kaliteli tavşan yemleri, kutu orlar, kocaman kafesler satılsa... Belki bir gün...

Gelelim yazıya. Kafes boyutu çok merak edilen ve yanlış yapılan bir konu. Boyut konusunda Pako'ya tam olarak katılmıyorum, önerim minimum 80 cm uzunluğu olan ve içinde minik klübesi olan kocaman kafesler. Bu konuyu sayfamda ayrıntılı olarak yazmayı planlıyorum zamanım olunca. Yardımcı olmak isteyen konu hakkında bilgisi ve deneyimi olan tavşan sahipleri (mesela kafes yapmış olanlar varsa aranızda) benimle iletişime geçebilirler her zaman.

Pako'yu çok seviyorum bu arada, Türkiye'de evcil hayvan bilincinin artmasına ne kadar yardımcı olduğunu biliyorum. Tavşanlar hakkında daha çok bilgi paylaşır en kısa zamanda umuyorum. E-mail atıp Topi'nin selamını söyleyeyim bare.

Buyrunuz:

"Tavşanlar için ideal kafes ölçüsü nedir

Tavşanların evde sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürecek şekilde beslenmesi için kafes koşullarının uygun olması gerek. Ülkemizdeki tavşanlar genellikle orta büyüklükte. Orta boy bir tavşan için ideal kafes ölçüleri standardı olarak 60-75 cm (en), 75 cm (boy) ve 45-60 cm (yükseklik) boyutları önerilebilir. Bu durumda yaşam alanı yaklaşık 0,20 - 0,30 metreküp olacaktır.
İdeal kafes ölçülerinin yanı sıra tavşanın yaşayacağı kafesin yapısı ve yeri ile ilgili olarak da dikkat etmeniz gereken konular var. Örneğin düzenli temizlenmesi gerektiğinden, uygun bir malzeme ile yapılmış kafesleri tercih etmelisiniz. İçinde tavşanın dinlenmesi ve oturması için ayrı bir bölüm hazırlamalısınız. Günün çoğunu bu bölümde geçireceği için zemin ayaklarına zarar vermeyecek pleksiglas, tahta ya da havlu gibi bir malzeme ile kaplanmalı. Zeminin bir bölümünde havlu kullanmaya karar verirseniz, tavşanın bunu kemirmeyeceğinden emin olmalısınız. Zeminin temiz kalmasını arzu ediyorsanız, tavşana biraz uğraşarak kafesin içindeki bir kaba tuvalet yapmasını öğretebilirsiniz. Tavşanlar için ideal çevre ısısı 26 derecedir. Bu nedenle kafesin onu soğuktan koruyacak bir yerde ancak iyi havalanan ve yüksek sıcaktan da koruyan bir alanda tutulmasında fayda var. "

17 Mayıs 2010

The Small Mammals Health Series - VeterinaryPartner.com - a VIN company!

Bu sayfada tüm evciller için güzel bir kaynak. Veteriner tarafından veterinerler için hazırlanmış diyebiliriz. Tavşanlar ufak memeliler bölümünün altında. 3. en fazla beslenen memeli evcil olduğuna göre kendi kategorileri olması lazımdı bence.
Rabbit Behavior bölümünde "Why does my Rabbit..." kitabından bahsetmiş ki, bu benim de en sevdiğim tavşan bakımı kitabı.

The Small Mammals Health Series - VeterinaryPartner.com

28 Nisan 2010

Topi'nin projesi

Zavallı televizyon kutusu, hayatı hiç böyle hayal etmemişti. Bu kutu Topi'yi bir aydan fazladır fazlasıyla meşgul ediyor. Burada kendine özel bir tünel yarattı. Yanlız kalmak istediğine (!) hemen tüneline kaçıyor.

Bu tüneli oluştururken kullandığı yöntemleri ve günlerce süren çabasını izlerken Topi'ye hayran kalmamak elde değildi. Tavşanlar doğada toprak altında yuva yaparlar. Uzun ince yolları olan yeraltı evleri inşa ederler. Yuvaların mutlaka iki girişi olur. A girişinde tehlike veya saldırı olursa B kapısından çıkabilmek için. Bu resimde de bu prensibin uygulandığını görüyoruz. Topi önce dışardan A kapısını kemirdi, daha sonra içeriden diğer uca giderek buradan B kapısını oluşturdu. A kapısından girip B kapısından çıkma prensibini böylece oluşturmuş oldu.

Tavşanlar ne kadar müthiş havyanlar değil mi? Topi'ye kimse bunu öğretmemiş olmasına rağmen bunu içgüdüsel olarak "biliyor" ve uyguluyor olması inanılmaz geliyor bana.

Bu fotoğrafı çekeli 2-3 hafta oldu. Şu an bu kutunin %30u kemirilmiş durumda :)

24 Nisan 2010

Karton tavşan evcikleri

Cottontail Cottages adıyla kartondan yapılmış 3 katlı evcikler satılıyor. Bunlar tavşanların hem oynaması, hem de kemirmesi için yararlı oyuncaklar. Türkiye'de satılmıyor ama aslında fikir süper ve yapması da zor gibi durmuyor? Yapan olursa bana da resmini çekip göndersin.





5 Nisan 2010

Tavşanı yıkamak

Hayır, tavşanlar normal şartlar altında yıkanmaz, zararlıdır. Fakat biz özel durumumuz (poopy butt) yüzünden köpük banyosu yapıyoruz. Topi bu sefer tüyme girişimlerinde bulundu ama hiç söylenmedi ve kızmadı.

Poopy butt (kirli popo) sorunu neydi hatırlayalım: tavşanların popolarında dışkı kalıntıları kalması; yaşadıkları, oturdukları yerde kirli izler bırakmaları, popolarının kirli olması ve koku sorunu. Çok yaygın bir sorun. Nedeni ise evcil tavşanların fazla zengin gıdalar ile beslenmeleri. Hiç hijyenik olmayan kötü bir durum.

Sorunun çözümü hazır tavşan yemlerini günde iki kaşık kadar azaltmak, kesinlikle buğday, arpa vs.. vermemek, meyve ve şekerli şeyleri haftada 1-2 defa vermek, gıda ihtiyacını kuru ot ve taze sebze ile karşılamak. Yani bir nevi diyet diyebiliriz.

Umarım işe yarar. Bakalım, umarım yakın zamanda Topimin poopy butt sorununu çözeriz.

Bıcı bıcımıza geri dönersek: kendimi oyuncak pelüş oyuncağını yıkayan bir çocuk gibi hissediyorum! =-)


Posted by Picasa

2 Nisan 2010

Dev tavşanlar

Dünyanın en büyük tavşanı ile ilgili bir haber: http://www.dailymail.co.uk/news/article-544353/Ear-weighing-whopping-stone-meet-worlds-biggest-bunny.html

Habere göre taşan 22 pound, yani 10 kilo üzerinde. Her tavşan bu kadar büyür mü? Hayır. Çünkü burada görülen tavşanlar özel bir tavşan cinsi. Normal bir tavşanın 3 katı büyüklüğünde.


1 Nisan 2010

tavsan.org tekrar karşınızda!

tavsan.org ocak 2010dan beri adres ile ilgili Yahoo'dan kaynaklanan teknik sorunlar yaşıyorduk. Ne forum ne de e-mail çalışmıyordu. Tavşanseverler ile tüm bağlantım kesilmişti. Tüm bu aksilikleri yaşamama neden olan Yahoo!dan uzak durmanızı tavsiye ediyorum. Şu an itibariyle sorunun büyük kısmı çözülmüş gözüküyor (3 ay sürdü!).

Sorun çözülünce sayfada değişiklikler ve yenilikler yapmaya kendi kendime söz vermiştim. Yaniii yeni bölümler yolda! :)

Yazmak istediğim yeni bölümler arasında tavşan cinsleri ve kafesler var. Hastalıklar bölümünü de zanginleştirmeyi planlıyorum. Başka önerisi olan ve paylaşmak isteyen varsa buraya yorum bırakabilir :)

30 Mart 2010

Tavşanlar ve aynalar

Mükemmel bir konu: Tavşanlar ve aynadaki görüntüleriyle ilişkileri. Acaba tavşanlar aynadan yansıyan görüntüleri görebilirler mi? Evet. Peki gördükleri tavşanının kendi görüntüsü olduğunu farkedebilirler mi? Görüntünün başka bir tavşan olduğunu düşünüp agresifleşebilirler mi? Belki.

Topi ayna ile karşılaştığında önünde Kleopatra olup dalgın dalgın (hayran hayran?) kendisini seyrediyor. Bazı tavşanlar ise aynaya saldırma teşebbüsünde bulunabiliyormuş. Kırılmayan bebek aynaları ile denemekte fayda var. Acaba sizin tavşanınız ne yapacak ayna karşısında?

Bu konu bunspace.com'da bir fotoğraf yarışmasının konusuymuş. Fotoğraflara çok güldüm çünkü bizim Topi Hanfendi gibi 'manzara karşısı' keyfi yapan arkadaşlar varmış.

Mutlaka bakın. http://www.bunspace.com/contestwinners?contestid=6&all=1



"Eee, daha daha nasılsınız?"

21 Mart 2010

Paskalya

Ailemizin kadrolu Paskalya maskotu baharın gelişini kutluyor. Hepinizin Paskalya Bayramı kutlu olsun diyorum ben de bu vesile ile. Bahar gelişi sebebi ile pofuduk Topim acayip tüy döküyor, ama keyfi yerinde, tü tü tü maşallah :-)

Baharın gelişine en az benim kadar sevinmiş gözüküyor!


Posted by Picasa

10 Mart 2010

Temizlik sorunları

Sevgili tavşan severler,

Bugün yine konumuz tavşan poposu temizliği. Oldukça yaygın bir sorun ve bunun için özel terminolojisi var: Poopy butt, messy buttom, butt wash, vs... Topinin bu probleminin asıl nedenini bulmaya çalışıyoruz ancak bulana ve düzeltene kadar temizliği sağlamak zorundayım. Islak mendil ile silerek bunu sağlamaya çalıştım ama geçen hafta sonu gerçekten yıkamaya karar verdim. Bir tasın içinde evcil hayvanlar için özel satılan şampuan ile bir köpüklü ılık su hazırladım (4-5 santim derinliğinde). Sonra Topi hanımefendiyi bu suyun içinde sadece alt taraflarını olmak üzere yıkadım. Daha sonra aynı işlemi şampuansız su ile yaparak duruladım. Güzelce kurulayarak sıcak bir odaya bıraktım kendisini. Okuduğum kaynaklarda saç kurutma makinesini en düşük dereceye getirerek kurutmayı tavsiye ediyor (http://www.bio.miami.edu/hare/buttbath.html) ama ben Topimi bir gün içerisinde bu kadar strese sokmak istemedim.

Şaşırdığım şey Topinin çok uslu durması ve bana kızmamasıydı. Yıkanmak hoşuna gitmiş olabilir mi? Bilmiyorum. Okuduğum kaynaklarsa çok strese girdikleri söyleniyor ama bizimkinin hiç öyle bir hali yoktu. İnsan bebeği poposu yıkama işlemine çok benziyor, tek farkı bunun kuyruğu var :)))

1 Mart 2010

Yaşam alanı alternatifleri

Tavşanlar için ideal yaşam alanı alternatifi olarak benim en beğendiğim çözümler oda içerisinde panellerle ayrılmış minik odacıklar. Amerika'da NIC Panel olarak satılan ve birbirine kombine edilebilen kare metal paneller bu iş için birebir. Fotoğrafta görüldüğü gibi içinde katlar, odacıklar yapma şansınız var. Tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış.

Paneller ile yaratılmış bi tavşan odacıklarının yararları:1- Tavşanın evden ayrılmamış olması, sahibi ile iletişimin kesilmemesi
2- Kafesten daha büyük olması ve tavşana özgürlük sağlaması
3- Temizliğinin kolay olması
4- Evin herhangi bir yerine konulabilmesi
5- İhtiyaca göre büyültülüp küçültülebilmesi, yükseltilebilmesi
6- Tavşanın saklanabileceği odacıklar veya katlar yaratılabilmesi

Bu panellerden Türkiye'de satılıp satılmadığını bilen var mı?

12 Şubat 2010

Topi ve ben

İşim nedeniyle farklı bir yere taşındığım için haftaiçi Topim ile ayrıyız. Haftasonları hasret gidersek de her sabah uyanır uyanmaz onun şirin suratını görmek lüksüm kalmadı. Topi'mi özlüyorum. Bu kadar sevildiğinin ve özlendiğinin farkında mıdır acaba...

9 Şubat 2010

Tavşanlar yıkanır mı?

Hayır.

Normal şartlarda yıkanmazlar. Fakat çok özel durumlarda, gerçekten çok pislenmişse yıkanabilir. Özel durumlar:

1 - Poopy butt sorunu, yani popoda dışkı kalması. Bunun mutlaka çıkartılması gerekir. Genellikle yedikleriyle ilgili bir soruna işaret eder. Kuru ot ile beslenmeyen tavşanlarda oluşabilir.
2 - Anüsünde bulunan koku bezelerinin çok fazla çalışması, ki bu tavşanın kendisini çok iyi temizlememesinde sorun oluşturur. Temizlenmesi gerekir.
3 - Kensini iyi temizlemesi: sebebi yaşlılık, bozuk psikoloji veya fazla kilolar olabilir

Her üç durumda da kokulu ve kirli bir tavşanınız olacaktır. Suyun altına sokmak veya su dolu bir yere sokmak yerine ıslak bez ile silmek tercih edilmelidir. Tavşanlar sudan çok korkup şoka girebilir, üşütebilir, veya kürkündeki hassas denge şampuan vs.. gibi etkenler ile bozulabilir. Ek bilgi: tavşanlar yüzebilirler ama bu onlar için çok streslidir. Her zaman için istisnalar vardır, yüzmeyi çok seven tavşanlar da vardır.

Topi ameliyattan sonra 'kokulu' bir tavşan oldu. Kendisini yeterince temizlemiyor. Veterineri fazla kilo ile alakalı olabileceğini söyledi fakat kilosunda ameliyat öncesine göre bir değişiklik yok. Sorunun kaynağını halen araştırıyorum.

Koku durumuna müdahalem ise Topi'yi temizlemek oldu. Bunun için yağtığım evcil hayvan şampuanlı çok ıslak bir bez ile arka ayakları, kuyruğu ve popsunu silmek, başka bir bez ile durulamak, son olarak bir havlu ile kurulamak oldu. Çok tepki göstereceğinden korkmuştum, işlemin sonlarına doğru biraz homurdanarak şikayet etti. İşlem bittikten sonra ise kaloriferin yanında yatarak kendisini kuruttu ve yalanarak temizlendi. Yapmak istediğim kendi kendisini temizlemesini sağlamaktı. Bunu başardım. İşlemi gerçekleştirirken mutlaka latex eldiven giymenizi, tavşan için havlu ve bol ıslak mendil bulundurmanızı öneririm.

Konu ile ilgili bazı kaynaklar:

http://www.ontariorabbits.org/diet/careinfo3.html
http://www.fuzzy-rabbit.com/hfaq.htm
http://www.hopperhome.com/hair_raising.htm
http://www.veterinarypartner.com/Content.plx?P=A&A=3012&S=1&SourceID=43

1 Şubat 2010

Hmmmy

Ayşe Arman tavşanını anlatmış. Ben de 'gururlu bir anne' olarak onu anlıyorum, satırlar kesinlikle abartı değil. Annem yazıyı benim için saklamış, beraber okurken çok güldük ve duygulandık. Tavşansever olduğu için kendisine sevgilerimizi yolluyoruz.

Buyrun okuyun bu şirin yazıyı:

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=13574618

25.01.2010


Uyarıyorum...

Leo Buscaglia kıvamında, içinize kıyacak bir yazı okuyacaksınız.


Bugün böyle.

Lütfen hazırlıklı olun.

*

Az önce Marie Do’daydım.

Takı yapan bir arkadaşım, evinden yürüttüğü böyle küçük bir işi var.

Dubai’de çocuklarını büyütürken sıkılmamak için yaptığı bir şey, üç beş kuruş da kazanıyor, öyle büyük hırsları filan yok. Arada “Marka filan olmak istemez misin?” diyorum, “Amaaaan boş ver, kim uğraşacak!” diyor.

Ben de bilezik/ bileklik manyağı olduğum için, ikide bir soluğu onda alıyorum.

Gümüş, altın madalyonları deriye, renk renk iplere filan takıyor. Çok zevkli bir kadın. Ben esas olarak kaligrafisini seviyorum, madalyonların üzerine elle yazıyor. Ne yazık ki artık tüm dünyada makineyle yazıldığı için Marie Do’nunkiler sanat eseri gibi oluyor. Aleti var, “Hadi ne istiyorsun? Bu bilezik, bu kolye kime? Ne yazayım?” diyor, ne istiyorsam yazıyor.

*

Bugün ondan istediğim şeye şaşırdı, “Nedir bu?” dedi, “Kolye için dar, bilezik için bol...”

“Tasma gibi bir şey” dedim, “İstediği zaman takar...”

“Anlamadım, kim takacak?” dedi.

Birden uyandı.

“Haaa sizin tavşana bu...”

“Evet...”

“Adı neydi? Hmmmy’di değil mi?”

“Evet ama Hmmmy Boy yazalım” dedim.

“Oooooo, siz işleri ilerletmişsiniz, aileden biri olmuş” dedi.

“Evet” dedim, “Bizim ailenin son ferdi...”

*

“Sizinki kedi gibi” dedi Marie Do, “Hiç vahşi değil. Isırmıyor, tüyleri de çok parlak...”

“Evet” dedim evladını anlatan annelerin gururuyla, “Allah’a şükür sağlığı da, keyfi de yerinde. Geçen gün veterinere götürdüm. Baştan aşağı baktı, en az 11 yıl yaşar, turp gibi maşallah” dedi.

Devam ettim, “Ama biliyorsun bütün ev onun, bahçede özgürce dolaşıyor. Karışanı edeni yok. Gündüz bahçedeki çimleri yiyor, bazen hortumla yıkıyorum onu, sonra güneşte yatıyor, kuruyor...”

Sustur susturabilirsen beni, “Tabii tavşan bu, her şeyi yiyor, geçen gün de, bahçe kapısının altını yiyip evden kaçmış, ben İstanbul’dayken, çünkü meraklı, her şeyi merak ediyor, öğrenmek istiyor, kapının arkasındaki dünya nasıl, orada neler var. Allah’tan uzağa gidememiş. 4 ev sonramızdaki bahçeli evin sahipleri, birden böyle parlak şahane bir şey görünce hemen sen gel bakalım demişler, çocukları pek sevmiş, gitmişler bir de tavşan otu, maması filan almışlar, bizimki evin prensi olmuş. Ama sonra fark etmişler ki, bu uzun kulaklı tavşan, insana hiç yabancılık çekmiyor, kaçmıyor, oynuyor, gel diyorsun geliyor, git diyorsun gidiyor, ‘Bu herhalde bir evden kaçmış olmalı’ diye düşünüp, fotoğrafını çekip, ‘Bu arkadaşı tanıyor musunuz?’ diye kapı kapı dolaşmışlar. Bizim evin kapısını çalınca, Maricel çığlık atmış, ‘Hmmmy Boy’un fotoğrafı sizde ne arıyor?’ diye. “Sizin tavşan evde mi?’ diye sorunca, bahçeye bakıyor, evin her tarafını arıyor, yok diyor...

Bir koşu gidip, Hmmmy Boy’u kulakları düşük süklüm büklüm eve getiriyor.

Bizimki farkında yani suçunun...

*

Bütün bunları masal gibi dinledi Marie Do.

“Hiç mi zorluğu yok mu bu işin? Her şeyi mükemmelmiş gibi anlatıyorsun...” dedi.

“Olmaz mı? Var tabii” dedim, “Hiçbir şey kolay değil ki hayatta... Ama seversen, gocunmadan o bedellerini ödüyorsun. Küçük küçük kakalar yapıyor, arkasından topluyorum, üstelik titiz bir adamla beraberim, o görmesin diye canım çıkıyor, ev kokmasın diye her şeyi yapıyorum, sadece ben değil, hepimiz. Çalışma odamdaki o yuvarlak, modern kırmızı kanepe artık onun, üzerine sürekli naylonlar ve havlularla kaplı. Bahçedeki bütün çiçekleri yiyor, saksıların üzerine çıkıyor, toprağı oraya buraya atıyor, yaramaz ve oyuncu. Sonra üst kat takıntısı var, orada neler olduğu öğrenmek için canını veriyor, o yüzden sevgilimden gizli bazen çıkartıyorum bir dolaşsın da rahatlasın diye. Yemediği telefon, bilgisayar kablosu kalmadı, bazen internette çalışırken, hatta telefonda konuşurken küt diye kesiliveriyor, artık merak bile etmiyoruz ne oluyor diye, biliyoruz ki Hmmmy Boy yiyor. Salondaki masanın kenarlarını yedi, değiştirdim, bir de evi güzel olsun diye uğraşan biriyim, takarım, ama yine de... Hmmmy Boy bu, bizim ailenin yeni ferdi, ona bayılıyorum, bu anlattıklarımın hiç önemi yok. Yazı yazarken ayağımın altında yatıyor, gıkını çıkarmadan, nereye gitsem evde zıp zıp zıplayarak peşimden geliyor, kucağıma alıp öpeyim diye yapmadığı numara yok...”

*

Yüzünden bir bulut geçti Marie Do’nun...

“Gel sana bir şey göstereceğim” dedi.

Mutfağa götürdü.

O da ne!

Bir sehpanın üzerine bir kafes koymuşlar.

Kuş kafesinden hallice.

Ve içinde Hmmmy gibi bir tavşan.

O kadar üzüldüm ki...

İçim parçalandı.

Ben 40 saattir ona, sevgiyle büyütülen bir varlıktan söz ediyorum, havyan demeye bile dilim varmıyor...

Ve Charlie’ye bak...

Size yemin ederim kötü bakıyordu.

Aksi, ters, nemrut...

Ama onun suçu değil...

Mutsuzluktan, sevgisizlikten öyle bakıyor.

“Bu ne ya?” dedim.

“E bizimki kafeste” dedi biraz mahcup.

“Pardon ama dönemiyor bile bu kafeste” dedim.

“Evet biraz küçük...” dedi, “Her şeyi yediği için kafeste. Bir de zaten insan sevmiyor, çok agresif, kendini de sevdirmiyor, okşamak istesen ısırır...”

“İnsaf Marie Do” dedim, “Seni de böyle bir kafese koysam, sen de herkesi ısıran bir şey olursun. Bir Hımmy Boy’u düşün, bir Charlie’yi... Ne yapsa haklı” dedim.

Ve ekledim: “Sizi bunu sevmiyorsunuz, mesele bu, bırak gitsin, ya da veteriner ona başka bir aile bulsun...”

*

Yazının Leo Buscaglia kısmını gelirsek...

Şu hayatta her şey sevgi, yemin ederim öyle, evrenin sırrı-mırrı denilen şey de bu, sevilen her varlık güzelleşiyor, akıllı hale geliyor, parlıyor, parıldıyor, ışıldıyor, gözleri bir başka bakıyor; sevilmeyen herkes de insan, hayvan hiç fark etmiyor Charlie’ye dönüyor, rengi soluyor, saçları matlaşıyor, aksi, saldırgan, ısırgan bir şey oluyor.

Her gün hepimizin belli bir miktar okşanması gerekiyor.

Birilerinin bize ve bizim birilerine sarılmamız gerekiyor.

Bizi seven bir başkasının sıcaklığını hissetmemiz gerekiyor.

Yoksa...

İyi olmuyor.

Hatta çok kötü oluyor.

21 Aralık 2009

Zeytin

İşte Zeytin. Arkadaşım Sema'nın kaybolan tatlı tavşanı. Bu fotoğrafları Zeytin kaybolduktan sonra Facebook'a koymuştu. Çok şeker fotolar oldukları için kaç zamandır buraya koymak istiyordum. Zeytincik umarım gittiği yerde rahat ve mutludur.

Horoz civcivin büümüş haliymiş ve Zeytin ile pek anlaşamazlarmış :)


Posted by Picasa